Zihniniz Boşaldığında Beyninizde Neler Olduğunu Hiç Merak Ettiniz mi?
- Hüseyin GÜZEL

- 5 days ago
- 3 min read
Zihin boşluğu, “uykulu hissetme” ile “tam bilinçsizlik” arasında değişen deneyimlerdir. Sinirbilimciler beyin aktivitelerini inceleyerek, filozoflar ise kendi düşüncelerinden yola çıkarak bu durumu anlamaya çalışıyor…

Zihin boşluğu, “uykulu olma” halinden “tamamen bilinçsizliğe”kadar farklı şekillerde tanımlanan sıkça yaşanan bir durumdur. 24 Nisan’da Trends in Cognitive Sciences dergisinde çıkan bir makalede, sinirbilimciler ve filozoflar, beyin aktivitelerini inceleyerek zihin boşluğu hakkında edindikleri bilgileri bir araya getiriyorlar.
Araştırmacılar, uyanıkken düşüncelerimizin sürekli değiştiğini ancak “zihin boşluğu” denilen, farkında olunabilecek bir içeriğin olmadığı anların da yaşandığını belirtiyorlar. 2022'de Amsterdam’daki bir toplantıda bir araya gelen ekip, bu boşlukların ne anlama geldiğinin henüz net olmadığını ve zihin boşluğu kavramının tanımı ve deneyimiyle ilgili belirsizliklerin devam ettiğini vurguluyor.
Bu blog yazısı için hazırladığımız podcast'i Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz...
Geçmişte zihin boşluğu, düşüncelerin “bir dere gibi akışı” olarak tanımlanan zihin gezintisini incelemek için kullanılan yöntemlerle araştırılıyordu. Ancak araştırmacılar, zihin boşluğunun daha uykulu, sersemlemiş bir his ve daha çok hata yapma eğilimi içeren farklı bir deneyim olduğunu belirtiyorlar. Bu nedenle, zihin gezintisi araştırmalarından yararlanmakla birlikte, zihin boşluğunun ayrı bir konu olarak ele alınması gerektiğini savunuyorlar.

Liège Üniversitesi’nden Athena Demertzi, 80 farklı araştırma makalesini inceleyerek zihin boşluğunu daha iyi anlamayı amaçladıklarını belirtiyor. Bu incelemeye, katılımcıların “hiçbir şey düşünmediklerini” söyledikleri anlardaki beyin aktivitelerini kaydettikleri kendi çalışmaları da dahil.
Araştırmalarından çıkarımları şunlardır:
Zihin boşluğu deneyiminin ne kadar sık yaşandığı kişiden kişiye büyük farklılık gösterir. Ancak ortalama olarak bir kişi zamanının yaklaşık %5 ila %20'sinde bu durumu yaşar.
Sıkça rastlanan “zihin boşluğu” anlarında kişilerde dikkat dağınıklığı, hafıza sorunları ve iç sesin kesilmesi gibi durumlar gözlemlenir.
Zihin boşlukları genellikle uzun süreli ve kesintisiz dikkat gerektiren sınavların sonlarına doğru, uykusuzluk veya yoğun egzersiz sonrası ortaya çıkabileceği gibi, normal uyanık durumda da yaşanabilir.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklar, tipik gelişim gösteren akranlarına kıyasla daha sık zihin boşluğu yaşadıklarını belirtmektedirler.
Zihin boşluğu, DSM-5'te yaygın anksiyete bozukluğunun tanı kriterlerinden biridir. Bununla birlikte, felç, nöbetler, travmatik beyin hasarları ve kişilerin günde 20 saate kadar uyuyabildiği Kleine-Levin sendromu gibi bazı diğer tıbbi durumlarla da ilişkilidir.
Dinlenme halindeyken beyin aktivitesini inceleyen fMRI ve EEG gibi yöntemlerle yapılan araştırmalar, zihin boşluğu yaşanmadan önce beynin ön (frontal), şakak (temporal) ve görme (görsel) bölgelerindeki ağlarda belirgin sinirsel işaretlerin olduğunu ortaya koymaktadır.
Sürekli dikkat gerektiren görevlerin ardından yaşanan zihin boşlukları sırasında, bireylerin kalp atış hızları ve göz bebeklerinin büyüklüğü azalmıştır. Aynı zamanda beyinlerinde daha düşük sinyal karmaşıklığı tespit edilmiştir ki bu durum genellikle bilinçsiz kişilerde görülür. Bu boşluk anlarında, duyusal bilgiyi işlemede aksaklıklar ve yavaş, uykuya benzer EEG dalgaları gözlemlenmiştir. Araştırmacılar bu durumu, beynin bazı bölgelerinin uyuyormuş gibi göründüğü “yerel uyku bölümleri” olarak adlandırmaktadır.
Arka kortikal beyin bölgelerindeki sinirsel aktivitenin artması da zihin boşluğuna neden olabilir; tıpkı hızlı düşünmenin yavaş bilişsel işleme yol açtığı durumlarda olduğu gibi.
Araştırmacılar, insanlar aktif olarak “zihinlerini boşaltmaları” istendiğinde, beynin alt frontal girus, Broca alanı, ek motor korteks ve hipokampus bölgelerinde aktivite azalması (deaktivasyon) gözlemlemişlerdir.
Araştırmacılar, farklı zihin boşluğu türlerinin ortak noktasının, hafıza, dil veya dikkat gibi temel bilişsel süreçlerin aksamasına neden olan uyarılma düzeylerindeki değişimlerle bağlantılı olabileceğini düşünüyorlar.
Araştırmacılar, zihin boşluğu deneyimlerinin hem kişisel yaşantılar hem de beyin aktiviteleri açısından büyük farklılıklar göstermesi nedeniyle, bu durumu fizyolojik “uyanıklık” seviyesiyle ilişkili, dinamik bir fizyolojik süreçler bütünü olarak tanımlayan bir model öneriyorlar. Bu modele göre, beyin aşırı uyarılmış veya çok düşük uyarılma seviyesindeyken zihin boşluğu yaşanma ihtimali artıyor.
Monash Üniversitesi’nden Jennifer Windt, “Boş bir zihin deneyimi, düşünce akışını deneyimlemek kadar kişisel ve gerçektir,” ifadesini kullanıyor. Lyon Nörobilim Araştırma Merkezi’nden Antoine Lutz ise, “Buradaki hedefimiz bir tartışma başlatmak ve zihin boşluğunun meditasyon gibi diğer benzer görünen deneyimlerle nasıl bir ilişkisi olduğunu anlamak,” diye belirtiyor.
Araştırma ekibi, gelecekteki çalışmalarda zihin boşluğunun ayrı bir zihinsel durum olarak ele alınmasının, bu fenomenin daha kapsamlı bir şekilde anlaşılmasına katkı sağlayacağını düşünüyor.
Liège Üniversitesi’nden başyazar Thomas Andrillon, “Zihin boşluğu araştırmasının aydınlatıcı, önemli ve güncel olduğuna inanıyoruz,” diyor ve ekliyor, “Aydınlatıcı çünkü uyanık olmanın sürekli bir düşünce akışı anlamına geldiği yaygın görüşünü sorguluyor. Önemli çünkü zihin boşluğu, kişisel deneyimlerdeki bireysel farklılıkları vurguluyor. Sonuç olarak, devam eden deneyimlerin farklı farkındalık seviyelerinde ve içerik yoğunluklarında olabileceğini belirtiyoruz.”
Referans: Thomas Andrillon, Antoine Lutz, Jennifer Windt, Athena Demertzi. Where is my mind? A neurocognitive investigation of mind blanking. Trends in Cognitive Sciences, 2025
by ScienceDaily
Bu blog yazısı için hazırladığımız Youtube sunum videosunu izleyebilirsiniz...









Comments