Aşırı Düşünmek Sorunları Çözmede Etkili Olmuyor
- Hüseyin GÜZEL

- 6 hours ago
- 3 min read
Topraklanmak: Aşırı Düşünmeyi Bırakmanın Anahtarı
Benim gibiyseniz, zamanınızın büyük bir kısmını düşünerek ve her şeyin anlamını çözmeye çalışarak geçiriyorsunuzdur. Bazıları buna aşırı düşünmek derken, ben zaman kaybı diyorum.

Bu, derin düşünürlerin karşılaştığı bir sorundur: vicdanlı, düşünceli ve empatik insanlar. Ancak siz hiç düşünmüyormuş gibi davranıyorsunuz.
Aslında kendi hayatınızı mahvediyorsunuz.
Her zaman geleceği, geçmişi veya hiç önemli olmayan şeyleri düşünüyorsunuz.
Falanca benim hakkımda ne düşünüyor?
Bana neden bunu söyledi? Ne demek istiyor yahu?
Ne yaptığını gördün mü?
Patronum toplantılarda bana neden bakmıyor?
Benim sorunum ne? Bütün gün yatakta yatmak istiyorum.
Bu restorandaki herkes bana bakıyor sanki.
Yeterince iyi değilim sanırım.
Zihninize o kadar uzak gerçeklikler içeren filmler kurguluyorsunuz ki, gerçeklikten kopmuş gibi görünüyorsunuz.
Bütün hayatınız önünüzden geçiyor.
Ve her türlü şeyi düşünmekle o kadar meşgulsünüz ki, farkında bile değilsiniz.
Sürekli aşırı düşünen biri olarak deneyimlerimden bahsediyorum. Ama kafanızın içindeki o sesi yönetmenin de bir yolu var. Onu açıklamak istiyorum.
Bu makale için hazırladığımız podcast’i Spotify uygulamasından dinleyebilirsiniz…
Aşırı düşünen canavar: Kimse güvende değildir!
Kendimi felsefe ve meditasyonun ileri düzey bir öğrencisi olarak görüyorum. 17 yaşımdan beri felsefe okuyorum ve neredeyse on yıldır Stoacılık ve Farkındalık konusunda ciddi bir şekilde pratik yapıyorum.
Ve o zamandan beri bu konular hakkında çok şey yazdım, çizdim ki, düzinelerce makale ve hatta kitaplar (Win Your Inner Battles, Think Straight, and Focus on What Matters) yayınladım.
Felsefe hakkında tüm bu bilgilere ve ne yapmam gerektiğini bilmeme rağmen, hâlâ aşırı düşünme nöbetlerine giriyorum.
Bu anlarda, düşüncelerimi gözlemlemek yerine, onlar tarafından tüketiliyorum ve şimdiki anı yaşayamıyorum.
Geçmişte, bu zihin durumuna kalıcı olarak saplanıp kalmıştım. Bu, alışılmadık bir durum değil; çoğu insan hayatını düşüncelerinin esiri olarak geçiriyor.
Yine de günümüzde, felsefe, meditasyon, stoacılık ve farkındalıkgibi uygulamalarla ilgilenen daha fazla insan var. Bu pratikler, uyanışınıza yardımcı olabilir.
Düşüncelerinizi gözlemlemeye başladığınız zaman, aşırı düşünme tuzağından kurtulmanız mümkün olabilir. Ne kadar dikkatli olursanız olun, düşüncelerin tekrar sarmalına düşme ihtimali her zaman vardır.
Bu, herhangi bir anda gerçekleşebilir. Eğer hayatınızda kontrol edemediğiniz pek çok şey varsa, aşırı düşünmeye özellikle meyilli olabilirsiniz. İşte bu yüzden “ya olursa” diye düşünmeye başlar, geleceği kurmaya çalışırsınız.
Bunu yapmaya başladığınızda, kaybolursunuz.
Benim de başıma geliyor. Ancak bilginin gücü, kendi yıkıcı davranışlarınızın farkına varabilmenizdir.
Topraklanmak: Aşırı düşünmeyi bırakmanın anahtarıdır
Bildiğiniz gibi, kişisel gelişim çalışmalarının en büyük avantajı gerçekten etkili olmalarıdır.
Örneğin, Stoacılık hayatın zorluklarıyla başa çıkma yollarını öğretir. Budizm ve Farkındalık da benzer dersler sunar. Bu prensipleri öğrendiğinizde, onlara ihtiyacınız olmayabilir.
Ancak hepimiz biliyoruz ki, hayat zorlayıcıdır ve zorluklarla baş etmek kaçınılmazdır.
Sevdiklerimizi kaybetmek, işten çıkarılmak, ayrılıklar, hastalıklarla mücadele etmek… Aklınıza gelebilecek her şey. Hepimiz bir noktada bu durumlarla karşı karşıya kalacağız.
Ve zor zamanlarda, bizi toparlamamıza yardımcı olacak araçlara sahibiz.
İçsel bir karmaşa yaşadığınızda, yapmanız gereken tek şey budur.
Aşırı düşünmeyi aşmanın anahtarı sadece farkındalık değildir. Evet, düşüncelerinizin farkında olmak önemlidir, ancak bu sadece uyanışın başlangıcıdır.
Düşüncelerinizin gözlemcisi olmalısınız.
Ama aynı zamanda doğanızı anlamakla da ilgilidir bu.
Arzulayan zihin: Neden her zaman huzursuzuz?
Öncelikle, zihnimizin huzursuz doğasını kabul etmek önemlidir. Sürekli bir mutluluk durumuna erişileceği beklentisi içinde olmamalıyız.
Birçok insan, deneyimli meditasyon yapanların zamanla bu huzurlu zihinsel duruma ulaştığını düşünür. Bu durumda endişe ya da aşırı düşünce olmadığına inanılır, ancak bu bir yanılgıdır.
Hayatınız boyunca, huzursuz zihninizi yönetmek zorunda kalacaksınız. Zihnin doğası gereği bazı sorunlar yaratmaktır ve sizin göreviniz bu sorunları yönetmektir.
Görüyor musunuz? Bir “zihniniz” var ve bir de “siz” varsınız, bunlar iki farklı şeydir. Bazı insanlar “siz”e ruh veya varlık der.
Önemli olan, düşünceleriniz OLMADIĞINIZI kabul etmenizdir. Düşünceleriniz sadece bilincinizde belirir. Düşünceleri gözlemleyen sadece sizsiniz.
Bu, uyanmanın ve aşırı düşünmeyi bırakmanın anahtarıdır.
Anlattığım her şey bir süreçtir. Kilonuz için de aynı şey geçerlidir.
Hiçbir insanın her gün aynı vücut ağırlığı yoktur. Kilomuz yediklerimize, içtiklerimize, yaptıklarımıza ve nasıl uyuduğumuza bağlı olarak dalgalanır.
Aynı şey zihin durumunuz için de geçerlidir: Sürekli hareket halindedir.
Zihniniz sürekli olarak deneyimler ve zevkler arzular. Zihniniz, arzuladığınız şeyin peşinden koşmaya ve korktuğunuz şeyden kaçınmaya çalışmanızın nedenidir.
Kabul edin ve uyanın!
İç huzuru elde etmek istiyorsanız, düşüncelere saplanmayan, hafif ve akıcı bir kişi olmalısınız. Ruhunuz daima berrak ve yenilenmeye açık olmalıdır.
Kendiniz veya dünya hakkında herhangi bir yargıyı benimsememelisiniz. Zihninizi meşgul eden tüm sözlü kavramları bir kenara bırakın.
“Zor bir çocukluk geçirdim.”
“Okulda zorbalığa uğradım.”
“Kariyerimde denediğim her şey işe yaramadı.”
“Alışkanlıklarıma bağlı kalamadığım için zayıfım.”
Bunları bir yana bırakın, hepsini unutun!
Her an, yeniden doğmuş gibi hissedebilirsiniz. Hayatı deneyimlemek için her zaman yeni bir fırsatınız vardır.
Hayatın esasını katlanmak olarak görmek, yaşamak anlamına gelmez.
Düşüncelerinizi bir kenara bırakıp anı yaşadığınızda, yapabileceğiniz tek şey vardır: Karşınızdaki deneyimi yaşamak.
Keyfini çıkarın sadece.
Bu makale için hazırladığımız Youtube sunum videosunu izleyebilirsiniz…









Comments