Sam Altman: Yapay Zeka Geliştirmek Atom Bombası Üretmeye Benzer Bir Sorumluluk Gerektiriyor
- Hüseyin GÜZEL

- 2 days ago
- 5 min read
OpenAI CEO’sunun katıldığı Theo Von’un son podcast’inde yapay zeka ve Manhattan Projesi arasında karşılaştırmalar yapıldı…
OpenAI CEO’su Sam Altman, son dönemde Theo Von’un podcast’ine konuk oldu ve burada yapay zekanın (AI) gelişimiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Altman, AI’daki hızlı ilerlemeleri ve özellikle de GPT-5 gibi yeni nesil modellerin potansiyel etkilerini değerlendirirken, bu durumu Manhattan Projesi ile kıyasladı.
Manhattan Projesi, İkinci Dünya Savaşı sırasında atom bombasının geliştirildiği gizli bir araştırma ve geliştirme projesiydi.
Altman’ın bu benzetmeyi kullanması, yapay zeka teknolojisinin sahip olduğu muazzam güce ve potansiyel tehlikelere dikkat çekiyor. Tıpkı nükleer teknolojinin hem yıkıcı hem de dönüştürücü olabilmesi gibi, yapay zekanın da benzer bir çifte potansiyel taşıdığını ima ediyor.
Bu blog yazısı için hazırladığımız podcast'i Spotify uygulamasından dinleyebilirsiniz..
Altman, bu hızlı gelişimin yeterli denetim olmadan gerçekleştiği konusunda da uyarılarda bulundu. Bu, AI teknolojisinin etik, güvenlik ve toplumsal etkileri hakkında daha fazla tartışma ve düzenleme ihtiyacını gündeme getiriyor.
Sam Altman’dan Yapay Zeka Düzenlemesi Uyarısı: “Hızla Gelişiyoruz, Düzenlemeler Yavaş Kalıyor”
Yapay zeka (YZ) alanındaki gelişmeler baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Neredeyse her birkaç haftada bir yeni bir çığır açan gelişme haberini duyarken, bu hızlı ilerleme bazı uzmanları yapay zeka düzenlemelerinin yavaşlığı konusunda endişelendirmeye başladı. Bu uzmanlar arasında, YZ dünyasının önde gelen isimlerinden biri olan OpenAI’nin kurucu ortağı ve CEO’su Sam Altman da bulunuyor.
Altman, YZ teknolojilerinin inanılmaz bir hızla evrimleştiğini ve bu durumun, potansiyel riskleri yönetmek için gerekli düzenleyici çerçevelerin gerisinde kaldığını sık sık dile getiriyor. Onun ve diğer uzmanların endişeleri, YZ’nin toplum üzerindeki etik, güvenlik ve ekonomik etkilerinin henüz tam olarak anlaşılamaması ve bu potansiyel etkileri ele alacak sağlam politikaların eksikliğinden kaynaklanıyor.
Bu durum, hem inovasyonun önünü tıkamayacak hem de olası zararları minimize edecek dengeli bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği tartışmalarını beraberinde getiriyor. Yapay zekanın sunduğu fırsatlar kadar, taşıdığı risklerin de ciddiyetle ele alınması, gelecekteki YZ gelişiminin sorumluluk bilinciyle ilerlemesi için kritik bir öneme sahip.
Sam Altman: Yapay Zeka Gelişimi “Atom Bombası Seviyesinde” Bir Sorumluluk
OpenAI CEO’su Sam Altman, son olarak “yeni Joe Rogan” olarak anılan ve TikTok’ta 7,8 milyondan fazla takipçisi bulunan komedyen ve influencer Theo Von’un sunduğu This Past Weekend podcast’ine konuk oldu. Programda yapay zeka ve toplum hakkındaki korkulara değinen Altman, şirketindeki araştırmacıların bazen atom bombasıyla aynı seviyede bir teknolojiyle uğraşıyormuş gibi hissettiklerini belirtti.
Altman, bu derin sorumluluk duygusunu şu sözlerle ifade etti: “Bilim tarihinde, bir grup bilim insanının yaratımlarına bakıp, ‘Biliyor musun, ne yaptık?’ dedikleri anlar vardır. Belki harika, belki kötü, ama ne yaptık? Belki de en ikonik örnek, 1945'te Manhattan Projesi üzerinde çalışan bilim insanlarının Trinity testini oturup izlemesiydi. Yapay zeka üzerinde çalışan insanların da bu hissi çok derinden yaşadığını düşünüyorum.”
Bu açıklama, yapay zekanın sadece teknik bir ilerleme olmanın ötesinde, insanlık için taşıdığı potansiyel güç ve riskler konusunda duyulan endişeyi açıkça ortaya koyuyor. Altman’ın atom bombası ve Manhattan Projesi benzetmesi, yapay zeka gelişiminin, tarihte benzeri görülmemiş bir dönüm noktası olabileceğine dair güçlü bir vurgu yapıyor. Bu da, YZ teknolojilerinin gelecekteki yönü ve denetimi konusunda daha fazla tartışma ve bilinçli adımlar atılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Yapay Zeka Yarışı ve Belirsiz Gelecek: Sam Altman’dan Dikkat Çekici Benzetmeler
OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zeka alanındaki mevcut durumu 1940'ların ortalarındaki nükleer silah geliştirme telaşınabenzetti. Altman’a göre, yapay zeka şirketleri ticari hakimiyet elde etmek için adeta bir “yarış” içinde. Ancak bu yarışın nereye gittiği veya ne anlama geldiği konusunda net bir tanım olmadığını vurguluyor.
Altman, “Bence bir yere varmak için bir yarış var, ancak insanlar nereye varılacağı konusunda hemfikir değil,” ifadelerini kullandı. Kendi zihninde bile belirgin bir bitiş çizgisinin olmadığını belirterek, “Aklımda bir bitiş çizgisi yok. Buna söyleyebileceğim hiçbir şey yok. ‘Bu görev tamamlandı’ diyebileceğim hiçbir şey söyleyebileceğimi sanmıyorum,” dedi. Bu açıklamalar, yapay zeka gelişiminin belirsizliğini ve öngörülemezliğini gözler önüne seriyor.
Yapay Zeka mı, Sosyal Medya mı Daha Tehlikeli?
Yapay zekanın beraberinde getirdiği riskleri kabul eden Altman, ilginç bir şekilde teknolojinin günümüz çocukları üzerindeki etkisinden endişe duymadığını dile getirdi. Ona göre, sosyal medya çok daha büyük bir tehdit oluşturuyor. Bu platformların psikolojik etkisi ve bağımlılık yapıcı yapısının çocukları yeniden şekillendirebileceğini söyledi. Altman, doğrudan TikTok’un adını vermese de, endişesinin odak noktasının bu tür platformlar olduğunu ima etti.
Bu açıklamalar, yapay zekanın geleceğine dair süregelen tartışmalara yeni bir boyut katıyor. Altman, bir yandan yapay zeka gelişiminin hızını ve potansiyel risklerini nükleer silahlara benzetirken, diğer yandan güncel ve daha somut bir tehdit olarak sosyal medyanın çocuklar üzerindeki etkisine dikkat çekiyor.
“Bence bu kaydırma, yani kısa video akışındaki dopamin salınımı, çocukların beyin gelişimini derinden etkiliyor gibi görünüyor,” dedi.
Yetişkinlerin yapay zeka dünyasına geçişte zorluk çekebileceğini, ancak çocukların herhangi bir sorun yaşamayacağına inandığını da sözlerine ekledi.
Yapay Zeka ve Gelecek Nesiller: Altman’dan Umut ve Endişe Harmanı
Sam Altman, yeni teknolojilerin insanlık üzerindeki etkisi konusunda ilginç bir bakış açısı sunuyor. “Buradaki dünya tarihine bakarsanız, yeni bir teknoloji olduğunda, onunla büyüyen insanların her zaman akıcı olduklarını görürsünüz,” diyor. Ona göre, genç nesiller yeni durumlara daha kolay adapte oluyor, yeni işleri öğreniyor ve yeni teknolojileri doğal bir şekilde benimsiyor. Altman, bu nedenle çocukların yapay zeka çağına iyi uyum sağlayacağını düşünüyor. “Her zaman ne yapacaklarını çözerler. Her zaman yeni tür işleri öğrenirler. Ama 50 yaşında biriyseniz ve işleri çok farklı bir şekilde yapmayı öğrenmek zorundaysanız, bu her zaman işe yaramaz. Bu yüzden çocukların iyi olacağını düşünüyorum.”
Ancak Altman’ın tamamen iyimser olduğu söylenemez. Özellikle yapay zekalı arkadaşların veya romantik ilgi alanlarının insan ilişkilerinin yerini alması potansiyeli konusunda endişelerini dile getiriyor. “Bunun olumsuz etkilerinin ne şekilde olacağını tam olarak bildiğimizi sanmıyorum,” diyen Altman, “ancak bazı olumsuz etkileri olacağından eminim ve… Umarım bunu hızla azaltmayı öğrenebiliriz,” şeklinde ekliyor. Bu durum, yapay zekanın sosyal ve duygusal gelişim üzerindeki olası etkileri hakkında ciddi soruları beraberinde getiriyor.
Altman’ın bu yorumları, yapay zeka teknolojisinin çift yönlü doğasını bir kez daha vurguluyor: bir yandan inanılmaz fırsatlar sunarken, diğer yandan dikkatle yönetilmesi gereken potansiyel riskleri de barındırıyor. Sizce yapay zekalı arkadaşlıklar, insan ilişkilerinin geleceğini nasıl şekillendirecek?
Sam Altman: Yapay Zekanın Geleceği Belirsiz Ama Heyecan Verici
OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zekanın (YZ) toplumun gidişatını değiştireceğine inandığını belirtirken, bu değişimin tam olarak ne anlama geleceğini bilmediğini itiraf ediyor. Altman’a göre YZ, nihayetinde nükleer silahlar kadar korkutucu olabileceği gibi, taşınabilir radyodan bilgisayarlara ve akıllı telefonlara kadar birçok teknolojik atılımı besleyen transformatörün icadı kadar da faydalıolabilir. Bu belirsizlik, YZ’nin potansiyelini hem büyük bir risk hem de büyük bir fırsat olarak konumlandırıyor.
Ancak Altman, geleceği tahmin etmeye fazla çabalamanın “aptalca bir oyun” olduğunu düşünüyor. Bilinmeyeni deneyimlemenin rahatsız edici olabileceğini kabul etmekle birlikte, bunun aynı zamanda hem mucitler hem de teknolojilerinden etkilenen insanlar için keşif heyecanının bir parçası olduğunu vurguluyor.
Bu bakış açısını şu sözlerle özetliyor: “1900'de 2000'in nasıl olacağını tahmin edemezdiniz. Sanırım 2000'de 2100'ün nasıl olacağını tahmin etmek daha da zordu. Ama heyecan verici olmasının sebebi de bu. Ve işte bu yüzden insanlar hikayeyi ilerledikçe çözüp ortaya çıkarıyor.”
Altman’ın bu yorumları, yapay zekanın geleceğine dair kesin yargılardan ziyade, süreç içinde şekillenecek dinamik bir yolculukbeklentisini ortaya koyuyor.
by Chris Morris | Inc.
Sam Altman kimdir?
Samuel Harris “Sam” Altman (d. 22 Nisan 1985), Amerikalı bir girişimci, yatırımcı ve programcıdır. Günümüzde özellikle yapay zeka alanındaki çalışmalarıyla tanınan Altman, OpenAI’nin CEO’su olarak biliniyor. Kendisi, yapay zeka teknolojisinin geleceği ve toplum üzerindeki potansiyel etkileri hakkında sıkça konuşan, sektörün en etkili figürlerinden biridir.
Bu blog yazısı için hazırladığımız Youtube sunum videosunu izleyebilirsiniz...










Comparing AI development to something as powerful as the atom bomb is a reminder that innovation isn’t just about what we can build, but how responsibly we choose to build it. Altman’s message highlights the need for humility, ethics, and long-term thinking so AI improves lives without creating risks we’re not prepared for.