top of page

Blog Posts

Yalnız Kalmak Yalnız Olmak Değildir

Updated: Feb 2, 2022

Yalnızlık, düşündüğünüz kadar da berbat bir şey değildir…



Sosyal mesafe (izolasyon), başkalarıyla olan etkileşimlerimizi, çalışmalarımızı ve bağlantı kurma modellerimizi değiştirdi. Evden çalışmaya alışkın birçok insan için, yalnız yaşamak günlük rutinlerini gerçekleştirmek açısından büyük bir sorun teşkil etmez elbette, ki yalnızlık onlar için büyük bir endişe kaynağı da değildir zaten.


Ancak birçok insan için, özellikle stres ve belirsizlik dönemlerinde, diğer insanlardan uzak durmak olumsuz manada bir yalnızlık hissiyatı oluşturabilir. Bazı insanlar yalnız kalmaktan çok zevk alırken, diğerleri için istikrarlı bir sosyal ortamın olmaması duygusal bir mücadele gerektirir ve çeşitli zorluklara sebep olur.


Kendi kendinizle kaliteli zaman geçirmeye alışkın değilseniz, sosyal izolasyon zihinsel sağlığınıza zarar verebilir. İyi haber şu ki, yalnız başınıza kaldığınızda kendinizi motive edecek çeşitli ayarlamalar yapabilir ve mutlu olabilirsiniz. Zira sosyal izolasyon, hiçte düşündüğümüz kadar göz korkutucu değil.

Beyniniz düşündüğünüzden daha hızlı ve daha fazla değişebilir. Doğru bir zihinsel yaklaşımla yalnız da mutlu olabilirsiniz.

Psych Central’dan Brock Hansen, yalnızlığın bir gerçeklik değil, duygusal bir durum olduğunu savunuyor ve bunu şöyle ifade ediyor: “Kendinizi yalnız hissettiğinizde, bunun nedeni aslında başka bir şeydir, aslında yalnızlıktan yada yalnız olduğumuz için değil, bu yalnızlık hissinin geçmişteki bir anımızı tetiklemesidir. Zira beyin acı ve tehlikeye karşı savunmaya geçmek üzere tasarlanmıştır ve bu, acı verici duyguları çağırır ve böylece yalnızlık hissine kapılırız.”


Beyniniz bir yalnızlık hissinin girdabına girdiğinde; arkadaşlarınız ve sevdiklerinizle çevrili olduğunuz anda neden daha mutlu hissettiğinizi ve nasıl düşündüğünüzü anlamaya çalışacak, ve bir yalnız hissedeceksiniz.


Çağlar boyunca birçok entelektüel, yalnızlığı öğrenmenin önemini vurgulamıştır. örneğin, Michel de Montaigne bir keresinde şöyle yazmıştır: “Dünyadaki en büyük şey, kendine nasıl ait olunacağını bilmektir.”


Yalnızlık hayal gücünü teşvik eder ve soyutlanmış düşünceyi ortaya çıkarır. Hareketlerimizi tasarlama ve vicdanımızı geliştirme konusunda bize ayrıca güç te verir. Ancak Psikanalist Donald Winnicott’un da dediği gibi “yalnız kalma kapasitesi”ni de beraberinde gerektirir.


Medaille Koleji’nde yalnızlığı araştıran Psikanalitik bir politik teorisyen olan Matthew Bowker, “Bu kapasiteye sahip olmalısınız: hayatta kalacağınızı, desteklenmezseniz bile iyi olacağınızı bilme yeteneğine…” diyor ve şöyle açıyor bunu, “Başka bir deyişle, yalnız kaldığında zengin bir kişisel deneyim sergileyebilen bir kişinin, yalnızken yalnızlık hissetmesi çok daha az olasıdır.”


Bu yalnızlık hissini kucaklayarak, sergilediğiniz deneyimleri kontrol ederek; günlük rutinlerinizi tek başınıza daha olumlu bir şekilde deneyimleyebilirsiniz.


Tam tersine, kendinize bunun; acıma, can kaybı, hüzün veya amaçsız bir tecrit(karantina) olduğunu söylüyor ve buna inanıyorsanız, yalnızlığınızı olumsuz bir şekilde de deneyimleyebilirsiniz.


Bir şeye bakış açınızı değiştirirseniz, baktığınız şeyler de değişir. Kişisel gelişim alanında tanınmış bir yazar ve konuşmacı olan Wayne W. Dyer, bir zamanlar “Yalnız olduğunuz kişiyi seviyorsanız yalnız olamazsınız.” demiştir.

Filozoflar uzun yıllar önce yalnızlık ile tek başına kalmanın arasında fark edilir ve önemli bir ayrım yapmıştır. Alman ve Amerika asıllı bir filozof olan Hannah Arendt, “Zihin Hayatı” adlı eserinde şöyle yazmıştır: “Düşünme, varoluşsal olarak değerlendirirsek, yalnız ama yalnız yapılan bir iştir; yalnız kalmak ise bulunduğum ortamda kendimi bir başına bulduğum insani bir durumdur. Fakat yalnızlık ise kendimi çalıştığım ortamda tutamadığım zaman ortaya çıkan şeydir.”

 

Kendinizle olan ilişkinizi geliştirin


Yalnızken mutlu olmanın ilk adımı, yalnız olduğunuzu kabul etmek ve benimsemek ve bundan en iyi şekilde yararlanmaya karar vermektir.


“Şimdiye kadar sahip olacağınız en önemli ilişkinin” eski bir atasözüne göre, yalnızken olduğundan daha doğru olmayacağıdır. Bu, kendinizle olan ilişkinizi güçlendirmek ve kendinizi daha iyi tanımak amacıyla çaba sarf etmeniz için ele geçirdiğiniz böyle nadir zamanlarda gerçekleşebilir.


Kendinize açıkça şunları sorun: Hayatta gerçekten neye değer veriyorum? Daha fazla neye ihtiyacım var? Ne yapmam gerekiyor? Sırada ne var?


Bu sorular kendinizi daha iyi tanımanıza ve geleceğiniz için neyin önemli olduğunu tanımlamanıza yardımcı olabilir.


Zihninizi ve vücudunuzu iyi durumda tutmayı öğrenin. Beyninizi rahatlatmanız için vücudunuza ihtiyacınız var. Düşüncelerinizi düzenlemenize yardımcı olması için duygularınıza ihtiyacınız var.

Kendinizi boş muhabbetlerle ve sadece daha da kötüleşen ve yalnız bırakan boş dramatik anlatılarla ve haberlerle beslemeyin.


Heather Havrilesky, “Hiçbir şeyden kaçmanıza gerek yok. Anlamanız gereken ilk şey budur. Burada olanlardan kaçmak yerine, burada ne olduğunu fark etmeniz gerekir,” diyor.

Bu zor zamanlarınızda, tutkularınızı serbest bırakın. İçinizde kalması kendinizi korumanın iyi bir yolu olmasına karşılık, bu hoşunuza gidecek bir şeyler yapmak için harika bir fırsattır ve uzun günleri daha hızlı hale getirebilecek aktiviteler yapmak en güzelidir.


Bir bulmacayı tamamlamayı seçebilirsiniz. Önem verdiğiniz konularla ilgili bir günlük veya blog yazmaya başlayabilirsiniz. Şiir yazabilir veya seslendirebilirsiniz. Duolingo veya benzer bir uygulamayı indirip, kendi başınıza yeni bir dil öğrenebilirsiniz.


Ayrıca yeni yemek tariflerini nasıl pişireceğinizi de öğrenebilirsiniz. En sevdiğiniz kitapları veya dergileri okuyabilirsiniz. Bir şükran günlüğü de yazabilirsiniz; yani zor zamanlarda bile minnettar olduğunuz şeylerin bir listesini yapabilirsiniz.


Ailenizle birlikte bir kitap yazabilirsiniz. Ailenizle birlikte sanal bir müzeyi ziyaret edebilirsiniz mesela. YouTube üzerinden yeni bir beceri öğrenebilir veya kariyeriniz için yeni bir şeyler öğrenmenize yardımcı olabilecek bir kursa da kayıt olabilirsiniz.


Yani yalnız olduğunuzda, keyif aldığınız bir rutini sürdürmeniz önemlidir. Yalnız olabilirsiniz, ancak sosyal ağınıza bağlı kalırsanız, ailenizle bağlantı kurarsanız, içinizdeki en iyiyi ortaya çıkaran ve etrafınızdaki insanlarla iletişim halinde olan bir hobi bulursanız, aslında yalnız değilsinizdir.


Bağlantıda kalmak artık her zamankinden daha önemli. Yalnız mutlu olabilmek, kendiniz ve sevdikleriniz için zihinsel, sosyal, duygusal olarak daha iyi olma çabasıdır.


Ve şunu da unutmayın, yalnız kalmak yalnız olmaktan farklıdır. Asla bunları birbiriyle karıştırmayın. Ve asla yalnız olduğunuz için pişman olmayın!

 

Destek olmak için bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz :) ve E-Posta Bültenimize de üye olabilirsiniz…

 

Not: Bu makale 03.05.2020 tarihinde Medium platformunda yayınlandı.

45 views0 comments
  • Beyaz LinkedIn Simge
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Heyecan Simge

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER

bottom of page