top of page

Blog Posts

Söylemesi Kolay Ama Yapması Zor 5 Tavsiye

Updated: Feb 2, 2022

En zor ve en faydalı tavsiyeler…

Kendini geliştiren yazarlar size doğru olduğunu bildiğiniz şeyleri söylemekten başka bir şey yapmazlar.


Öyleyse, cevapları zaten biliyorsanız neden bu tarz kendi kendinize bir şeyler yapabileceğinizi size hatırlatan makaleleri okuyorsunuz? Çünkü verilen tavsiyelere uymak zordur, değil mi? Öğüt vermek kolay ama almak zordur değil mi? Kişisel gelişim üzerine verilen öğüt ya da tavsiyelerin öyle düşündüğümüz kadar da etkili olmadığını düşünüyorum açıkçası. Bu yüzden bunları sürekli düşünmeniz ve zihninizin bir kenarına yazmanız gerekiyor bir kere.


Okuduğunuz her şey, başka birisine yapmasını söylemesi kolay, ancak dönüp kendi kendinize yapmanız açısından zor şeyler içerir.

Zamanla bu hususta belirli bir mesafe kat etmeyi başardığımı söyleyebilirim, zira diğer insanlara yapmalarını söylediğim şeyler, kendi başıma yaptığım şeylerdi.



Kendini geliştirme sürecinden geçmenin nasıl bir his olduğunu, edindiğim deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki; bir taraftan zayıf ve emin olmaksızın bir şekilde başlayıp, diğer taraftan güçlü, yetenekli ve kendinden emin olarak çıkmaktır.


Ve bu süreç asla durmaz, devamlıdır… Her zaman bir şekilde veya bir biçimde aşağıda paylaşacağım tavsiyelerle baş etmek zorunda kalacaksınız. Ancak başarılı olursanız, zamanla daha iyi olacaksınız diyebilirim.


Yanlış anlamayın, ama başarılı olacağınızı garanti etmiyorum, zira insanların geneli başarısız oluyor. Ama bunun üstesinden gelebilen ender birkaç kişiden biri olabilirsiniz.

Peki nasıl? Açıklayacağım. En azından elimden geldiğince…

 

1| Hayatınızı değiştirmek için öncelikle algınızı değiştirin


Hepimiz, bir duruma karşı bakış açımızı değiştirdiğimizde, durumumuzun da değişeceğini biliriz.


Mantıksal olarak, gerçeklik algınızın sadece bir algıdan ibaret olduğunu söyleyebilirim. Algınızı değiştirerek, hayatınızdaki durumları, özellikle de kötü olanlarını farklı bir şekilde hissedebileceğinizi göreceksiniz, lakin gerçek hayatta bu pek işlemiyor görünebilir.


Kalp kırıklığı yaşadığınızda, ezici bir iş başarısızlığı yaşadığınızda ya da büyük bir aksilik yaşadığınızda ve benzeri durumlarda, pek çok stoacı öğretinin pratiğe aktarılması en hafif tabirle çok zordur.



Duygularınız kelimenin tam anlamıyla vücudunuzu ele geçirir. Duygular aslında hayatınızdaki olaylara verilen fizyolojik tepkilerdir. Utandığınızda, “midenizde bir kalp varmış” hissini hissedersiniz. Üzgün olduğunuzda yemek yemek istemezsiniz yani.


Öyleyse, algınız ve duygularınız üzerinde çok az kontrolünüz var veya hiç kontrolünüz yokmuş gibi görünüyorken, sıradan rahatsızlıklardan tutun hayatınızdaki büyük aksiliklere kadar algılarınızı nasıl değiştirebilirsiniz? Bunun cevabı, her kişisel gelişim çözümüne verdiğim cevapla aynı: Sadece biraz daha az kötü ya da biraz daha iyi olmak için boşuna çabalıyorsunuz.


Olması gereken şu:


O andaki olayları kabul etmeniz ile gelecekte fikrinizi ve durumunuzu değiştirmeye karar vermeniz arasında bir denge kurmalısınız. Mantıksal olarak, fikrinizi değiştirmenin olması gereken çözüm olduğunu biliyorsunuz. Ama öncelikle hissettiklerinizi kabul edene kadar asla fikrinizi değiştirmeyeceksiniz, bu kesin.


Ama sonrasında, dünya görüşünüzü sürdürmenin sonuçlarını ve sizi uzun vadede üzen ve incitici durumunuzun farkına vararak, algınızı değiştime yoluna gireceksiniz.

 

2| Zevklerinizi geciktirin ve başarılı olun


Hepimiz zevklerimizi (nefsimizin hoşuna giden ve bizi oyalayan meşguliyetler) geciktirmenin uzun vadeli başarılara yol açtığını biliyoruz.


Peki bunu yapanlarla yapmayanlar arasındaki fark nedir? Bazı insanların yıl boyunca antrenmanlarını sürdürebilmesini sağlayan, çoğu insana da şubat ayında bıraktıran nedir?


Bazı insanları zanaatlarına ve sanatlarına sadık kılarken, diğerlerini pes ettiren şey nedir? Zevklerinizi geciktirmek için özel bir strateji diye bir şey var mıdır peki?


Cevap veriyorum: Hayır yoktur.


Ancak bu sürece, onu geciktirme şansınızı artıran farklı açılardan yaklaşabilirsiniz.


Motivasyonunuz olmadığında sizi zorlamak için aşağıda açıkladığım kavramları kullanabilirsiniz. İçebilmeniz için sizi suyun kenarına getürecek şeylerdir bunlar.


En sevdiğim düşünce ve kavramlardan bazıları:

  • Zaman zaten geçecek: Çoğu insan, hayatı boyunca ne yapabileceklerini düşünerek geçirir. Bir hedefe ulaşmak için gerekecek tüm sıkı çalışma ve sabrı düşünür, ancak aynı miktarda zamanın, potansiyelinizin altında yaşamak gibi hissettireceğini anlamada başarısız olur.

  • Kendini geliştirme efsanesinden bir alıntı: Tony Robbins, “Çoğu insan bir yılda yapabileceklerini abartıyor ve 10 yılda yapabileceklerini küçümsüyor.” Keşke size birkaç yıllık çalışmayla hayatınızda yapabileceğiniz dramatik sıçramaları görebilmeniz için bir zaman makinesi verebilseydim.

  • Geciktirilmiş zevkler konusundaki felsefem: Yolculuğun ilk yüzde 20'si sonuçların yüzde 80'ini oluşturur. Başlangıç aşaması en zor aşamadır. Bu engeli bir kez kırdığınızda, hemen hemen her yere vararabilirsiniz.


Uzun vadeli hedeflere ulaşmak için her gün içsel dünyanıza karşı savaşmalısınız. Ben savaştım zira. Sevdiğim ve yapabildiğim bir şeyi bulmak, bu süreci çok daha kolay hale getirdi.

Bu noktada, başarmayı hedeflediğiniz işi yapmaya devam etmenizi sağlayacak kadar çekici bir şey bulmalısınız, zira seçtiğiniz yol, motivasyonunuzun ardındaki derin neden veya yol boyunca aldığınız geri bildirimler olabilir, ancak bir şekilde kapılıp gitmeniz gerekiyor…

 

3| Şu anda sahip olduklarınızı bir kenara bırakın ve daha iyi bir duruma geçin


Kaybetmek, kazanmaktan çok daha fazla acı vericidir. Bu yüzden pek çok insan, içinde olmak istemedikleri bir takım durumlarda sıkışıp kalıyor; ilişkiler, iş-güç, kariyer, hayatın patikalı yolları ya da adını siz koyun, fark etmez.


Gelecekte daha iyi bir konuma erişebilmeniz için şu anki bulunduğunuz durumu bırakmanızı söylemem sanırım yeterince kolay. Ancak bu zor kararları en doğru zamanda ve bir şekilde almalısınız.

Çoğu zaman, bir durumu bırakmak istemezsiniz çünkü ilk başta bu kadar uzun süre onu inatla sürdürdüğünüz için kendinizi aptal gibi hissedersiniz. Ya da sadece bu duruma harcadığınız tüm zaman ve enerjiyi bir an için düşünür ve yapılan yatırımdan öyle kolay geçemezsiniz. Fakat tekrar söylüyorum, mantık size “batık maliyetlerin” önemli olmadığını, çünkü geçici yatırımları asla geri alamayacağınızı söyler.


Ancak bir durumu bırakmak, sonuçta kimliğinizin bir parçasını bırakmanız gerektiği anlamına da gelir. İdeal olmasalar bile bu gibi durumlardan kaçınmanın en zor kısmı da budur. Zira bu durumlar, sizi siz yapan kimliğinizin bir parçası haline gelir zamanla.



Boşanmamın en zor yanı, artık kim olduğuma dair hiçbir fikrim yokmuş gibi hissetmemdi. Halının ayaklarımın altından çekildiği hissiyle uğraşmak istemedim, ama sonuçta bu sayede güçlendim. Yalan söylemeyeceğim, mantıklı olarak gelecekte daha iyi olacağımı bilmek, bu olurken kendimi daha az kötü hissettirmedi.


Bu noktada kabul kısmına geri dönüyorum. Daha iyi bir duruma ulaşmak için bir durumdan vazgeçtiğinizde, kendinizi çok da iyi hissetmeyeceksiniz. Gerçekliğin şu anda olduğundan farklı olmasını isteyeceksiniz ve bu da maalesef gerçekleşmeyecek.


Bunların çoğu inançla ilgilidir. Geleceğe inanmak için şimdiki halinizden bir parça vazgeçmelisiniz. Bundan başka hiçbir yol yoktur ve belirli zorlu kararların sizde hisettireceği darbeyi yumuşatmanın da bir yolu yoktur. Ama bırakmayı öğrenebilirsiniz. İnsanlar bunu her gün yapıyor. İnsanlar her gün bu listedeki her şeyi yapıyor. Zira bir şeylerin yapılmasının zor olması, onları yapmayı imkansız kılmaz.

 

4| Kendinizden emin olun!


Sosyal hayatınızda, hedeflerinizle, görünüşüzle vb. hususlarda güvenle mücadele ediyorsanız, insanlar size sadece “kendinizden emin olun (!)” diyeceklerdir.


Güven, başarının anahtarlarından biridir, ancak o kadar da basit bir şekilde güven elde edemezsiniz. Ee ne yapıyorsunuz? Bir kaya ile sert bir zemin arasında sıkışmışsınız. Kendinize güvenmiyorsunuz çünkü yapmak istediğiniz şeyi henüz gerektiği kadar iyi yapmadınız.


Sosyal açıdan çevrenize yabancıysanız eğer, sizin için sosyal güvenin anahtarı insanlarla nasıl konuşulacağını öğrenmektir, ancak insanlarla konuşmak istemezsiniz çünkü sosyal olarak yabancılık yaşıyorsunuzdur, bu da sizi insanlarla konuşmaktan ve sosyal beceriksizliğinizi iyileştirmekten alıkoyar. Ayrıca bu sizi sosyal açıdan çevrenize karşı tuhaf hale getirir.


Güven kazanmaya çalışmak, bu sonsuz tekrar eden döngünün içinden çıkabilmek için atlamanın bir yolunu bulmak gibidir. Ve “yapması zor” olan şey, sadece cesaret gösterip atlamayı bilmektir.

Ancak, biraz daha başarılı ve güven oluşturmak istediğiniz şey olmanızı sağlayacak bir maruz kalma yaklaşımı kullanmayı tercih ederseniz, herhangi bir alanda istediğiniz güveni oluşturabilirsiniz. Bu noktada, insanlarla konuşmada daha iyi olmak istiyorsanız, her gün bir yabancıya merhaba diyebilirsiniz. Kendi bedeninize hakim olmak ve onun üzerinde güven oluşturmak istiyorsanız, bir seferde 10 şınav çekebilirsiniz.



Genel olarak, ve bir bütün olarak hayatınız hakkında güven oluşturmak istiyorsanız, sağlam bir temel oluşturana kadar hayatınızda kazanılması kolay birçok alana saldırın ve savaşınızı verin. Güven oluşturma becerisini ancak bu şekilde öğrenebilirsiniz.


Şimdiye kadar bahsettiğim her şeyi nasıl yapacağınızı bu makalede öğrenebilirsiniz. Aslında bahsettiğim bu durumların çoğu, kendi hayatımda bir şekilde çözmeyi başardığım durumlardır.


Numaram mı? Her zaman geleceğe bakarım ve tersine mühendisliği uygularım. Gelecekteki benliğimin büyük ölçüde gelişmiş halini görür ve o şekilde olmayı arzularım. Ayrıca, hayatımın geri kalanında aynı kalıplarda kalmanın dezavantajını canlı bir şekilde resmederim.
 

5| Gerçek benliğinize dönün ve hayallerinizdeki hayatı yaşayın!


Size şuana kadar sadece kim olduğunuz, ne istediğiniz ve yaşamak istediğiniz hayat konusunda samimi olmanız söylendi. Ve geleneksel bilgeliğe güvenmeniz ve kalabalığın arasından sıyrılmanız söylendi.


Sorun şu ki, tam tersini yapmaya hazırsınızdır çoğu zaman.


Birincisi, biyolojik olarak uyum sağlamaya hazırsınız çünkü insanlar sosyal uyum için evrimleştir. Utanç, ölecekmişsiniz gibi hissetmenize neden olur çünkü bir noktada sosyal reddedilme sizi gerçekten öldürebilir.


İkincisi, doğduğunuzdan beri sürekli olarak zihninizde yerleşik sosyal anlatılarınız olduğu için ne istediğinizi bilmek zordur. “Hayallerinizin peşinden gitmek” ve “Mutluluğun peşinden koşmak” kavramları bile başka birilerinin yazdığı senaryolardır değil mi?



Kendinize karşı dürüst olup olmadığınızı veya başka birinin ortaya attığı ideale uyup uymadığınızı nasıl tam olarak bilebilirsiniz ki? Asla tam olarak bilemezsiniz, ancak zamanla yakınlaşabilirsiniz.


Belki hayallerinizi takip etmek bir senaryodur, ama benim deneyimime göre, “okula git, iyi notlar al ve gerçekten sevmediğin bir işte çalış” tan daha iyi bir senaryo olduğu kesin.

Kendiniz olmaya çalışma sürecinden geçiyorsunuzdur, fakat asla gerçek benliğinize sahip olmamak için, ancak bu süreçte yine de bir ton büyümeye devam ediyorsunuzdur.


Kafanızdaki bu senaryoların üstesinden gelmek demek, başkalarının ne düşündüğünü önemsemek ve herkes ve her şey tam tersini yapmanızı isterken kendi yolunuzu seçmek midir?



Cevap tüm noktalarda benzerdir. İlham aldığınız örnekleri göz önüne alın. Biraz daha cesur olmaya çalışın. Tüm bu reçetelere uyma süreci ağırlık kaldırmaya benzer zira. Kendinizi biraz parçalarsınız ve diğer taraftan biraz daha güçlü çıkarsınız.

 

Doğal Yeteneklerinizi ve Güçlü Yönlerinizi Keşfetme Kılavuzumu buradan indirebilirsiniz. Ve ayrıca ücretsiz 5 günlük kursumla nasıl en iyi Medium yazarı olunacağını da öğrenebilirsiniz.


Bu makale, ilk olarak 8 Ekim 2020'de http://ayotheauthor.com adresinde yayınlandı.


 

Destek olmak için bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz :) ve E-Posta Bültenimize de üye olabilirsiniz...

  • Beyaz LinkedIn Simge
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Heyecan Simge

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER

bottom of page