top of page

Blog Posts

İş Hayatında Dayanıklılık (Resilience) Kavramı

Victor Frankl, İnsanın Anlam Arayışı'nda şöyle yazar: "Artık bir durumu değiştiremediğimizde, kendimizi değiştirmek zorunda kalırız." Bir organizasyondaki insanlar değişime yatkın ve kaosa karşı dirençli değilse, hiçbir strateji o organizasyonun gelişmesine yardımcı olamaz.

Kaçırılmış bir teslim tarihi, kaybedilen bir anlaşma, başarısız bir proje, kötü bir strateji...Yalnızca bunları aşmayı öğrenenler profesyonel ve kişisel olarak gelişebilir.

Zorlu durumlarla başa çıkabilmek için esnek bir zihniyet esastır. Bireysel düzeyde herkes, zorluklar ve aksiliklerle başa çıkmak için farklı beklentilere ve farklı dayanıklılık seviyelerine sahiptir.


Bir kişi fikri işe yaramadığında, ilk denemede mahvolabilirken, bir diğeri yeni bir strateji denemek için harekete geçebilir. Kaybedilen bir anlaşma, birinin acı içinde kıvranmasına neden olabilirken, aynı durumdaki başka bir kişi yeni bir çözüm bulmaya çalışıyor olabilir.


Popüler inancın aksine, insanlar bu şekilde doğmazlar. Dayanıklılık, sadece birkaç kişinin sahip olduğu doğuştan gelen bir nitelik değildir. Herkes dayanıklı olmayı öğrenebilir.


Hatalardan ders alınması gerekliliği ne kadar vurgulanırsa vurgulansın, bir başarısızlığı kabul etmenin kolay olmadığı aşikardır. İşyerinde ve hayatta sürekli başarılı olma beklentisi içinde olmak, insanları başarısızlığın bir seçenek olmadığına inandırır. Çaba sarf etmek ve sonuca ulaşamamak her zaman hayal kırıklığı yaratır.


Korku, öfke ve kafa karışıklığı, insanların bir aksilikten sonra kendilerini çaresiz hissetmelerine ve ilerlemelerinin felç olmasına neden olabilir. Suçu kontrolleri dışındaki bir dış faktöre yükleme eğilimi de, anlık bir rahatlama yaratsa da, insanlara uzun vadede umutsuz hissettirecektir.


Ancak hayal kırıklığı duyguları ile bu duyguların yıkım duygularına dönüşmesine izin vermek arasında büyük bir fark vardır. Esnek olmak tamamen bu farkı bilmekle ilgilidir.


Başarısızlığın hayatın bir parçası olduğunu kabul etmek ve denemeyi bırakmamak, makul seviyede riskten kaçınmamak veya zorlu koşullara rağmen devam edebilmek önemlidir.


Bu yaklaşım toksik bir pozitiflik değildir aksine; 'gerçekçi bir iyimserlik duygusuna' sahip olmaktır. Esnek kalmak ve çevremizdeki değişime uyum sağlamak, inançlarımız ve beklentilerimiz konusunda katı olmamaktır. Esneklik, etrafımızdaki dünyayı gözlemleyerek, uyum sağlayarak hem fiziksel hem de zihinsel olarak bir tutarlılık duygusu oluşturmaktır.


Başka bir deyişle, koşullarımızı kontrol edemeyiz, ancak bu koşullara karşı tutumumuzu kontrol edebiliriz. Dayanıklılık tamamen bu tutumla ilgilidir.


Comments


  • Beyaz LinkedIn Simge
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Heyecan Simge

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER

bottom of page