top of page

Blog Posts

İki Yıl Önce Tüm Sosyal Medya Hesaplarımı Sildim

Sosyal medyasız geçen iki yılıma dair düşüncelerim…

Ne cehennem bir yıl oldu. Küresel bir salgın, ekonomik bir çöküş ve hem sol hem de sağın yer aldığı kutuplaştırıcı bir siyasi atmosferin hakim olduğu bir kaos yılı…


Dürüst olmak gerekirse, sosyal medya olmadan bu tür şeyler o kadar da önemli değildi benim için, geçmiş yıllara nazaran. Tabii ki nesnel olarak bakacak olursak büyük meseleler bunlar, ancak sosyal medyadan yoksun yaşamak (ve kasıtlı olarak haber kaynaklarından kaçınmak) beni haberleri duyan son insanlardan biri yaptı. Bunu yaptığımda, bir arkadaşımdan öfkeli bir biçimde alıyordum bu tür haberleri ve karşılık olarak da ona “Harika, yine boktan bir şey olmuş” diye yanıt veriyordum.


Sosyal medyasız geçen ilk yılım, çoğunlukla sosyal medyaya sahip olmadan gelen tüm olumlu şeylerin tadını çıkarmakla geçti. Her gün birden fazla saati kendime zaman ayırarak geri kazandım, artık kendimi başkalarıyla karşılaştırarak ya da kendimi üzerek zaman kaybetmedim ve hayatımda gerçekten önemli gördüğüm sadece birkaç ilişkiye odaklandığım için de ilişkilerim kaliteli bir şekilde yükseldi.


Bu olumlu değişiklikler, sosyal medyadan gelen fırtınalı olayları daha zarafetle atlatmamı sağladı. Hiçbir sosyal medya kanalında hesabımın olmaması beni sahte haberlerden ve kışkırtıcı siyasi retoriklerden kurtardı ve paniğe kapılmış sosyal medya güncellemelerine varsayılan olmak yerine, ilişkilerimi mümkün olan en anlamlı iletişim türüyle sürdürmeye odaklanmama izin verdi.


Özetle, 2021 boyunca sosyal medya kanallarında olmamak harikaydı.

 
Peki, 2021 Yılında Sosyal Medya Kanallarında Olmamak Neden Harikaydı?
 

1| Koronavirüs ile başa çıkmak daha kolaydı.

Salgının başlarında, insanların “virüs bir aldatmacadır” ve “insanları maske takmaya zorlamak insan hakkının ihlalidir” gibi saçma sapan şeyler söylemeye başladıkları zamanları hatırlıyor musunuz?


Ben demiyordum asla. Sosyal medyam da yoktu, bu yüzden Koronavirüs hakkında gazetelerden ve Medium’un Koronavirus blogundan öğrendiğim tek şey; dünyaya yayılan yeni bir koronavirüs var ve maske takmalıyız ve sosyal mesafeyi korumalıyız yoksa insanlar ölecektir.


Ve bu kaynakların çizdiği genel resim de apolitikti. İnsanların “Yayılmayı önlemek için maske takın” gibi apolitik açıklamaları insan hakkının ihlali olarak yorumladıklarını öğrendiğimde aradan aylar geçmişti. Ayrıca kimsenin kesin bir çözüm beklediğini öğrenmeden de aylar geçti.


Medium, Koronavirüs bilgilerini blogunda güncellediğinde çok da şaşırmadım. Sonuçta COVID-19 yeni bir virüstü, bu yüzden bilim adamlarının sürekli olarak daha fazla şey öğrenmesini ve tavsiyelerini güncellemesini bekliyordum.


Twitter’ı “yararlı” bir şekilde kullanan tanıdığım biri bana haber verene kadar, bu doğal öğrenme sürecinin Twitter’da öfke fırtınası yarattığını da bilmiyordum.


Sosyal medya kanallarında olmadığım için minnettarım, zira virüsün bir aldatmaca olduğunu yada maskelerin işe yaramadığını düşünen insanlarla düzenli olarak karşılaşmak beni üzecekti muhtemelen. Bu dünyada sadece sınırlı bir zamanımız var ve hiçbirimiz anlamsız bir drama yaşamak için bunu boşu boşuna harcayamayız.

 

2| Seçim döngüsü çok daha az etkiledi.

Sosyal medya olmadan seçim döngüsünün neye benzediğini çok detaylı olarak daha önce yazmıştım, ancak yine de hatırlatmakta fayda görüyorum, zira şunları içeriyordu:

  1. Sosyal medyaya sahip olmamak, önyargılı fikirlerden kurtulmama izin verdi. Bu, bir komplo teorisine ya da o derece yüklü bir anlatıma kapılmak yerine, çevrimiçi gerçeklere bakarak kendi sonuçlarımı çıkarabilmemi sağladı. Sosyal medyaya sahip olmamak, retorik ve algoritma güdümlü radikalleşmeye karşı yerleşik bir savunmaya sahip olmak gibiydi. Bu, tartışmalar sırasında, önyargılı fikirlere sahip olmamam sayesinde, adayların kendi adlarına gerçekleştirdikleri konuşmaları daha iyi analiz etmem açısından çok daha kullanışlı oldu.

  2. Sosyal medyadaki eksikliğim aksine yani paradoksal olarak beni bir takım konularda daha eğitimli kıldı. Bana sorunları “yardımcı” bir şekilde açıklayacak “arkadaşlarım” olmadığından, siyasi konuları anlamak açısından bağımsız araştırma yapmak zorunda bıraktı ve bu da beni çoğu zaman bana böyle şeyler olduğunu bildiren insanlardan daha eğitimli yaptı.

  3. Sosyal medyaya sahip olmamak bana skandallarla ilgili sağlıklı bir bakış açısı sağladı. Son seçim dönemi skandalları her zaman olduğu gibi aniden patlak vermeye başladığında, sosyal medyada 7 gün 24 saat onlar hakkında paylaşım yapan tedirgin insanlar gibi yaşamadığım için telaşa kapılmadım haliyle. Aklımı konular üzerinde tutmayı başardım bu sayede

 

3| Karantina zamanları, hayatta kalmak açısından daha kolay geçti.

Zindelik ve ilham pornosu beynime günde yedi saat aktarılmıyorken, evde egzersiz yapmadığım, üretken olmadığım ya da hayatımı bir araya getirdiğim için kendimi affetmek çok daha kolaydı. Önemli olan tek standart, kendim için belirlediğim standartlardı.


Karantina sırasında oldukça üretkendim ve daha sağlıklıydım ve bunun ancak duygusal farkındalığıma dikkat dağıtıcı veya moral bozucu hiçbir şeyin girmesine izin vermediğim için mümkün olduğunu düşünüyorum.

 

4| Kıyamet çığırtkanlığı beni yıkamadı.

Kıyamet çığırtkanlığı mi? O da ne? Kesinlikle kabul etmiyorum, çünkü ben bunu asla yapmadım. “Kıyamet Çığırtkanlığı”nın ne olduğunun farkındayım zira Medium’da bir avuç insan bunun hakkında yazdı çizdi.


Kıyamet çığırtkanlığının olmadığı bir hayatın nasıl daha iyi olduğunu anlamak için dahi olmamız gerekmez. Dünya görüşüm, bu tarz bir olumsuz anlayışa maruz kalma önyargısının yarattığı olumsuzluk tarafından sürekli olarak zehirlenmiyor, bu da başımı dik tutmama ve ilerlemeye devam etmeme izin veriyor.

 
Neden Her Yıl Sosyal Medya Kanallarında Olmamak Harikadır?
 

1| Çok zaman yaratıyor.

Bu, sosyal medyaya sahip olmamanın en sevdiğim nimetidir ve sosyal medyaya sahip olmamamın bir nedeni de budur: zira çok fazla zamanımı alıyorlar.


Kısacası, 2020 boyunca bir seferinde TikTok’un kaydırma özelliği ile oyalandım. Uygulamayı indirdim, bir hesap oluşturdum, manzaralı bir yere gittim, bu sayede iyi bir setim oldu ve birkaç video yayınladım. Ne işe yaradı?? Keşke o zamanı yazarak geçirseydim. Yada kitap okuyarak. Yada egzersiz yaparak. Yada kelimenin tam anlamıyla başka bir şey yaparak. Ertesi gün hemen TikTok hesabımı sildim.


Hesabımı silmek elbette YouTube’dan derleme TikTok videolarını izlememi engellemedi. Küçük dozlarda dikkat çekici ölçüde stres gideriyorlardı da. Ancak haftada iki saat TikTok videolarını izlemekle günde iki saat arasında büyük bir fark var oldu, ki bu; herhangi bir sosyal medya platformuna sınırsız erişim verildiğinde insanların başına gelebilen normal bir durumdu.


Sosyal medyayı kullanmamak, bana market alışverişine gitmeme, kütüphaneye gitmeme, barlara ya da konsere gitmeme, spor salonuna gitmeme olanak sağladı ve ayrıca zamanımı genel olarak da şunlara harcadım…

  • Okumak (Bu yıl sadece 14 kitap okudum)

  • Yazmak (haftada 3 makale artı Kindle için de kısa bir kitap yazdım)

  • Terapi almak

  • Video oyunları oynamak (Terapist bana bir hobiye ihtiyacım olduğunu söyledi)

  • Egzersiz yapmak

  • Belgesel izlemek

  • Çizim yapmak ve boyamak

Tüm bunlara rağmen, işe yaramaz bir şekilde ortalıkta dolaşmak, bir kişinin yiyebileceğinden çok daha fazla quesadilla pişirmek, çevrimiçi alışveriş yapmak ve gün içinde ortaya çıkabilecek diğer her şeyi yapmak için hala bolca vaktim vardı. Sosyal medyayı bıraktıktan sonra gün içinde o kadar çok zamanınızın olması gerçekten çok şaşırtıcı.

 

2| Benlik saygısını yükseltiyor.

Bir içerik oluşturucu olarak, diğer içerik oluşturucuların platformlarına çok yakından bakmamaya dikkat etmeliyim, yoksa yolculuğumu onlarınkiyle karşılaştırmaya başlarım. Karşılaştırma yapmadım bu dönemde tabii ki ve harikaydım, ama bazen bunu unutuyorum ve kendimi acımasızca eleştirmeye başlıyorum.


İçerik oluşturucu olmayan kişilerin de bu konuda dikkatli olması gerekir. İş arkadaşlarının, eski lise sınıf arkadaşlarının ve tanıdığımız diğer kişilerin özenle seçilmiş Instagram fotoğrafları, kendimizi onlarla karşılaştırmamıza neden olabilir.


Ve bu tür tetikleyici şeylere maruz kalmaya ne kadar çok zaman ayırırsanız, saygı uyandıran ilham verici sözler paylaşarak :) onlarla savaşmak için o kadar çok zaman harcarsınız.


“Her şey sonuçla değil, yolculukla ilgilidir.” Carl Lewis

Sosyal medya kanallarına sahip olmamam, kendimi başkalarıyla daha az karşılaştırma tuzağına düştüğüm anlamına geliyor. Tabii ki asla yapmadığım anlamına da gelmiyor, ancak Instagram ve Facebook gibi platformlarda her gün içi dünyamda bu tepkiyi tetiklemediğim için, elbette bu çok daha az oluyor.

 

3| Hayat daha ucuz oluyor.

Temas dışı olmak çok büyük bir nimet. İlk etapta sosyal medya kanallarına hiç maruz kalmazsanız, en yeni ayakkabıları, mutfak aletlerini, iç dekorasyonları, akıllı telefonları veya arabaları satın almaya daha meyilli olmazsınız.

 

4| İlişkilerinizin kalitesini artırıyor.

Daha önce söyledim ve tekrar söyleyeceğim; sosyal medyayı bırakmak, ilişkilerinizi daha iyi hale getirme paradoksal etkisine sahiptir. Sadece yüzeysel ilişkilerden keyif aldığınız insanlar ortadan kaybolur ve sizin için gerçekten önemli olan insanlar ön plana çıkar.


Sosyal medyanın olmadığı ikinci yılımda öğrendiğim bir şey de, bazen düşenin diğer insanlar değil, sizin olmanızdır. Platformu sildikten sonra var olduğunu tamamen unuttuğum, sosyal medyada düzenli olarak etkileşim kurduğum insanlar varmış. Hayatlarından düştüğüm için kendimi kötü hissediyordum, ama o kadar da kötü değilmiş zira onlar daha ilgili ve hevesli insanlarla zaman geçirmeyi hak ediyorlar.


Açıkçası, tüm sorunlarınızdan sosyal medya sorumlu değil elbette. Açıkça söylemek gerekirse, hiçbirinden sorumlu değil. Mükemmel bir insan, istediği herhangi bir sosyal medyayı, bir parça hasarlı bir özgüven eksikliği yada olumsuzluklar yaşamadan, istediği gibi ve istediği zaman kullanabilir, bu açık.


Ama mükemmel bir insan istediği zaman bağımlı olmadan da eroin kullanabilir, bu yüzden belki de “mükemmel insanlar” kendimizi kıyaslamamız gereken kişiler de olmayabilir.


Ve gerçek şu ki, biz kusurlu insanlar için sosyal medya bir uyuşturucu görevi görüyor: Bağımlılık yapmamızı sağlayan, gerçek sorunlarımızı gizleyen ve bağımlılık yaratan duygusal geri bildirim döngüleri yaratıyor.


Sosyal medyaya sahip olmadığım iki yıldır fark ettiğim bir şey de, bir şey yüzünden üzüldüğümde duygularımla yüzleşmek zorunda kalmamdı. Destekleyici bir yankı odası bulmak veya dikkatimi dağıtmak için kullanabileceğim çevrimiçi bir platform yoktu. Bu olumsuz hissettiriyordu kendimi (zira üzüldüğünüzde bir gönderide 10 beğeni almak kesinlikle iyi hissettiriyordu), ancak uzun vadede, çevrimiçi olarak bir başkasının şefkatine sığınmak yerine, güvenle kendinize nasıl yaslanacağınızı öğrenmeniz çok daha iyisidir.


Bu şekilde, sosyal medyayı bırakmak bana, sosyal medyanın hala hayatımda önemli bir yeri olup olmadığını tespit edemeyeceğimi düşündüğüm bazı temel duygusal sorunları ortaya çıkardı.


Sosyal medyayı bırakmaya karar verirseniz, şöyle hissedeceğinizi söyleyebilirim:

  • İlk 45 gün, sosyal medyayı kullanma dürtüsüne direnmek için zamanınızın ve enerjinizin önemli bir kısmını harcamanız gerekeceğinden dolayı berbat hissedeceksiniz. Ayrıca elinizde bir sürü yeni keşfedilen zamanınız olacak. Bu kadar çok zamana alışkın olmayacaksınız, bu yüzden muhtemelen bu zamanı çok üretken bir şekilde kullanamayacaksınız ve aynı anda hem sıkılmış hem de suçlu hissedeceksiniz. Tüm bu “sosyal medyayı bırakma” olayının gerçekten tüm bunlara değip değmeyeceği üzerine düşüneceksiniz sürekli.

  • 45 gün sonra alışacaksınız. Bu zamanı üretken aktiviteler ve anlamlı hobilerle doldurmaya başlayacaksınız. Tüm işleri halledecek, daha fazla çalışmaya başlayacak ve sonunda resim yapmak veya tekrar gitar çalmak için zaman ayıracaksınız kendinize. Spor salonunu ziyaret etmek için vaktiniz olacak. Aslında, ne kadar zamanınız olduğunu ve ne kadar çok şey yaptığınızı görecek ve şaşkına döneceksiniz.

  • Birkaç ay sonra, bir arkadaşınız cümlenin ortasında telefonunu çıkarıp Instagram’ı aşağı kaydırmak için konuşmayı bırakana kadar sosyal medyanın var olduğunu dahi unutacaksınız. Bunu yaptıklarının farkında bile olmayacaklar, dürtüleri o kadar güçlü ki. Sosyal medyayı bırakmanın yapılacak doğru şey olduğuna dair herhangi bir şüpheniz varsa da, o anda zihninizden silinecektir.

  • İki yıl sonra, birisi size Twitter’ın ABD Başkan’ının Twitter hesabını yasakladığını söyleyecek. Bunu hiç umursamayacaksınız zira yıllar önce Twitter’ın ne kadar anlamsız olduğunun farkına varmışsınız.

Sonuç olarak, kesinlikle sosyal medya hesaplarınızı silmenizi tavsiye ediyorum. Zira sadece gerçek hayatta yaşanır, sanal sosyal ağlarda değil…

 

Destek olmak için bana bir kahve ısmarlayabilirsiniz :) ve E-Posta Bültenimize de üye olabilirsiniz…

48 views0 comments

Comments


  • Beyaz LinkedIn Simge
  • Beyaz Facebook Simge
  • Beyaz Heyecan Simge

BU İÇERİĞE EMOJİ İLE TEPKİ VER

bottom of page